Erdoğan, bu kez de Türkiye’nin en yetkin üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi’ne dil uzattı. ‘Yerli ve milli’ olmadığı için uluslararası arenada istedikleri yere gelememiş olduğu safsatasını söyledi. Bununla üniversitelerin ve yıllardır eğitim görmüş öğrencilerin, ancak ‘yerli ve milli’ oldukları takdirde eğitimlerinin karşılığını alabilecekleri ve istedikleri yere gelebilecekleri mesajını vermeye çalıştı. Aslında bu, ilk defa yaşanan bir olay değildir. Bütün muktedirlerin, kendi iktidarlarını sağlama almak ve iktidarlarının sorgulanmasını engellemek için ilk el attıkları kurum; eğitim kurumlarıdır. Günümüzde ‘yerli ve milli’ olarak yetiştirilmeye çalışılan gençlik, daha önce de ‘laik ve batılı’ tarzda yetiştirilmek istenmiştir. Ülkemizde müfredattan eğitim sistemine kadar durmadan yapılan değişiklikler, bunun en bariz örneklerinden biridir.

Üniversiteler ve öğrenciler üzerinde uygulanan birçok güvenlik ve baskı politikasına rağmen kendi ülkesindeki bir üniversiteye hala savaşa gidermişçesine aldığı güvenlik önlemleri eşliğinde giden bir cumhurbaşkanı, üniversiteler ve öğrencilerle ne kadar çok sıkıntısı olduğunu açık etmektedir.

Erdoğan, geleceksizliğe ve işsizliğe mahkûm ettiği gençliğin yaratıcı dehasından ölümüne korkmaktadır. Kendi yarattığı vahşete ve katliama ilk ses çıkaran, barışın akademisyenlerinin KHK’larla işlerinden edildiği üniversiteden, elbette ki korkacaktır. Çünkü kendi iktidarını alaşağı edecek güç, buralarda birikmektedir.

Peki Erdoğan’a soralım; tarih boyunca devlet erkinden özerk alanlar olmuş (olması gereken) üniversiteleri, 16 yıllık AKP iktidarında çıkardıkları yüksek öğrenim yasaları ve atanan kayyum rektörlerle, kim kontrol altında tutmaya çalışmaktadır? Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerinin seçtiği rektörü hiçe sayarak rektör atayan Erdoğan değil midir? Şayet üniversitelerde bir yetersizlik varsa bunun sorumlusu kendisinden başka kim olabilir? Kendisine hatırlatmaya gerek duyuyoruz: Yetki, sorumluluğu da doğurur.

Akademik bilgi üretim süreci bir kenara bırakılmış üniversitelere kendi kadrolarını dolduranlar üniversitelerin yetersiz olduğundan yakınamaz. Bizim için üniversite, onun korku iktidarına karşı; barışın, eşitliğin, özgürlüğün ve sömürüsüz bir dünya mücadelesinin içinde kurulacaktır.

Oku  YÖK'e Karşı Mücadele Saray'a Karşı Mücadeledir - Gençlik Komiteleri

Gençlik Komiteleri