Kadınların var olma mücadelesi sürüyor: 8 MART’TA SOKAKLAR BİZİM!

Patriyarkanın doğuşuyla başlayan kadınların başkaldırı hareketleri Fransız Devrimi’yle eş süreçlerde örgütlü ve sürekli bir hal almaya başlamış, yoğun olarak 19. yüzyılın büyük devrimler çağına rastlamıştır. Buna karşılık kadınlar sadece toplumsal hareketlerin yükseldiği dönemlerde değil, toplumsal olayların durulduğu, muhalif hareketlerin, partilerin ve örgütlerin geri çekildiği baskı yıllarında bile kurdukları ağlarla, yaptıkları direnişlerle, düzenledikleri eylemlerle mücadele etmekten bir an olsun vazgeçmemişlerdir. Tarih boyunca düzenin karşısında dikilen, kendisine biçilen gömleği giymeyi reddeden her kadın, erkek egemen devletin hapishanelerinde taciz, tecavüz, tehdit ve şiddet gibi çok ağır işkencelere maruz kalmıştır. Lâkin tüm bu baskı ve zorbalıklar onları sindirmek bir yana, günbegün daha da güçlendirmiştir.

19. yüzyılın sonlarında, şimdi bizlere çok basit görünen, oy hakkı elde edebilmek için kadınlar tutsak düşmüş, en ağır işkenceler karşısında açlık grevleri başlatmışlardır. Bu kararlı mücadelenin sonunda yoksul, zengin, siyah, beyaz toplumun her kesiminden kadın; demokrasi ve eşitlik yalanlarını yırtıp atmış, o güne kadar ki en somut politik kazanımlarını elde etmiştir. Kadınların oy hakkı mücadelesi, daha sonraki dönemlerde toplumsal ve siyasi alanda gerçekleştirdikleri kitlesel kazanımlarının da öncüsü olmuştur.

Günümüzde ise modern kapitalist devletler, liberal özgürlük anlayışlarıyla göz boyamaya çalışırken Kürdistan, Suriye ve Filistin gibi Ortadoğu ülkeleri emperyalist hesaplar uğruna kan gölüne çevirilmiş ve yine bunun bedelini de en ağır şekilde ödeyenler kadınlar olmuştur. Savaşın sürdüğü bölgelerde kadınlar köle pazarlarında satılmış, kaçabilen kadınlar ise ya bilmedikleri bir ülkede bilmedikleri insanlarla evlenmiş/evlenmek zorunda kalmış ya da merdivenaltı atölyelerde köleliğin bir başka haliyle tanışmıştır. Hem göçmen, hem kadın hem de işçi derken emekleri gitgide görünmez olmuştur. Göçmen kadınların karşı karşıya bırakıldıkları bu zulme yine kadınlar karşı çıkıyor, kadın kadının yurdu oluyor, evi oluyor, ailesi olmuştur, olmaktadır. İşgalcilere karşı en önde yine kadınlar savaşmakta, kadınlar savaştıkça topraklarında yeniden güneş doğmaktadır.

Oku  Soylu'ya Haber Verin: Taksim'den Vazgeçmiyoruz!

Sermayenin “görünmez eli”yle toplumsal alanı kendi çıkarlarına göre şekillendirmeye çalıştığı her anda, ilk önce kadınlar hedef alınmaktadır. Çeşitli yasalar, gelenekler ve boyunduruklarla kadın araçsallaştırılarak kapitalizmin önüne atılmakta ve böylece patriyarkayı günden güne daha da beslemektedir.

Patriyarka olarak kavramsallaştırılan tahakkümü yeniden üreten kapitalist sistemin vahşeti, baskıyı değişik biçimlerde deneyimleyenler tarafından hissedilmektedir. Sokak arasında, tekstil atölyesinde, tarlada, plazada, otobüste ve evde her gün, her saat, binlerce kadına taciz, şiddet ve sömürünün türlü şekilleri erkek egemen devlet ve onun aygıtları tarafından uygulanmaktadır.

Kadını zayıflatmak adına ona atfedilen toplumsal cinsiyet rollerine rağmen önce babasına, erkek kardeşine ardından sevgilisine, kocasına, patronuna, hayatına giren tüm erkek zihniyetine sahip olanlara karşı kendi öz barikatlarını kurmakta ve bazen evinde bazense alanlarda mücadelesini sürdürmektedir. Ancak direnişi asla bitmez. Bir kez direnişe geçtiğinde, bu mücadeleyi erkek egemen zihniyetin hakim olduğu hayatının tüm alanlarında sürdürür.

Tek bir kadına yapılan bir saldırı tüm kadınlara karşı yapılmış sayılmalıdır. KHK ile ihraç edildiği için bugün, direnen onlarca kadına yapılan yasal zemine oturtulmuş devlet ve polis saldırısı hepimize karşı yapılmış bir saldırıdır. Kendisine tecavüz eden erkeği öldürdüğü için patriyarkanın erkek egemen devleti tarafından müebbet hapis ile Nevin’e yapılan saldırı hepimize yapılmış bir saldırıdır. LGBTİ+ haklarından yararlanamadığı için ölüm orucuna giren tutsak Diren Coşkun’a yapılan saldırı hepimize yapılmış bir saldırıdır. Tüm bunlar, bize yapılan saldırılara karşı birlikte mücadele vermemiz gerektiğini fısıldamaktadır.
Bütün kadınları ezilmişliğimizi fark etmeye, ezilmişliğimize karşı tavır almaya, dayanışmaya, örgütlenip çıkarlarımız için mücadele etmeye ve tarihsel süreçte kadınların kazanımlarından biri olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde birlik olmaya çağırıyoruz.