DGD-SEN Başkanı Murat Bostancı: “Birleşik bir cephe oluşturulmalı”

Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası genel başkanı ve direnişçi işçi Murat Bostancı ile işçi sınıfına yönelik saldırıları, sınıfın eylem ve direnişlerini, sendikal mücadele hedeflerini konuştuk.

DGD-SEN Başkanı ve aynı zamanda bir direnişçi işçi olarak sermaye sınıfının saldırılarına karşı işçi sınıfının tavrını, direnişlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir taraftan ekonomik krizle birlikte sendikalı, sendikasız fark etmeksizin birçok işyerinde patronlar krizi bahane ederek birçok işçiyi işten atıyor. Bir kısım yerlerde anlaşarak, bir kısım yerlerde tazminatsız şekilde işten atıyor. Dolayısıyla burada krizi kullanıyor. İşçinin kıdemi, ihbarı, en önemlisi de o işçinin iş akdini fes ediyor. Tekrardan aynı koşullarda iş bulabileceği kesin değil ve iş hakkı elinden alınmış oluyor. Bir taraftan da sendikalar kriz ile birlikte göstermelik basın açıklamaları, krizle mücadele adı altında değişik platformlar kuruyor, ama çok cılız kalıyor. Hükümette sendikaların güçsüz olduğunu biliyor. 2019 yılı itibariyle kıdem tazminatına da gözlerini diktiler. Kıdem tazminatının fona dönüştürerek işçinin elinde kalan tek şeyi alıyorlar. Bunu neden yapıyorlar? İşçi sınıfı, sendikalar güçsüz olduğu için yapıyorlar. Öte taraftan işçi direnişleri etrafımızda çoğalıyor, işçilerde politik bilinç artıyor ama kazanım olan direniş sayısı az ve bu da sorgulanmalı. Türk-İş, Hak-İş, DİSK krize karşı cılız tepkiler gösteriyor, göstermelik eylem yapıyorlar.

Direnişlerden bahsederken DGD-SEN nasıl, ne zaman, nasıl bir anlayışla kuruldu, önümüzdeki sürece dair planları neler?

DGD-SEN, 24 Aralık 2012 tarihinde kuruldu. Kocaeli Çayırova’da bulunan Migros deponun çalışma koşullarından memnun değildik. 16 no’lu işkolundaki sarı ve bürokratik sendikalarda örgütlenmek yerine,  o zaman Bir Umut Derneği olan Umut-Sen’in desteğiyle üç farklı depoda bir araya gelerek sendikamızı kurduk. Bizlerin amacı salt bir bağımsız sendika kuralım, sendikanın yönetiminde olalım düşüncesinden öte mevcut bürokratik sendikaları, patron sendikalarını, sarı sendikaları reddettiğimiz için yeni bir sendika kurmak oldu. Mücadeleyi “söz, yetki, karar” süreçlerinde işçilerin olduğu, işyeri meclislerinin, komitelerinin olduğu bir yöntemle örmeye çalıştık.

DGD-SEN toplu iş sözleşmesi (TİS) süreçlerine nasıl bakıyor?

Bizim sendikal mücadelemiz sadece TİS’e sıkıştırılmış ve TİS’i öngören bir mücadele değil. Ancak diğer yandan DGD-SEN bizim işkolunda yüzde bir barajının altında ve TİS görüşmeleri yapamıyor diye patron, sarı ve bürokratik sendikalar tarafından örgütlenmesi engellenmeye çalışılıyor. Avon, Migros ve Bomi’de bu durum yaşandı. Tam da bu noktada biz de işkolu barajını aşarak TİS yapmayı önümüze hedef olarak koyduk.

DGD-SEN sarı sendikalara bu alanı boş bırakmamak için hamle yapıyor diyebilir miyiz o zaman?

Evet,  diyebiliriz. Liman-İş, Dokkim-İş, Türk Deniz-İş’in örgütlü olduğu ve TİS yaptığı yerlerde işçilerin yüzde doksan dokuzu mutlu değil. Sendikalar holding şeklinde yönetiliyor. İşçiden her ay alınan aidata bakıyor ve işçiyi müşteri olarak görüyor. İşleyiş de zaten demokratik değil, yukarıdan aşağı, aşağıdan yukarı bir sistem yok. Dolayısıyla bu nitelikteki sendikalar yüzde bir barajını kullanarak önümüzü kesmek için değişik manevralar yapıyorlar. Ancak biz kanmayız. Sendikamızın kısa tarihine 5 direniş sığdırdık. Bu direnişlerin bize öğrettiği mücadeleyi daha da büyütmemiz gerektiğiydi. Sadece İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ değil Türkiye’nin her yerinde mücadeleyi büyüteceğiz. Ek olarak DGD-SEN’e sadece depolarda çalışanlar değil limanlarda, tersanelerde, antrepolarda çalışanlar da üye olabilir.

Oku  Maden İşçileri: Tazminatlarımızı İstiyoruz, Alacağız

Avon Direnişi ile aynı mottoyu kullanan ve sekiz aydır devam eden Flormar Direnişi hakkında değerlendirmeleriniz neler?

Avon’da altmış dört günlük direnişimiz ile Flormar’da iki yüz kırka yakın gündür direnen işçilerin mücadeleleri devam edecek.  Flormar Direnişine giden sendikalar, partiler, kurumlar, dernekler göstermelik işlerden öte her anlamda destek olmaları gerekir. Direniş siyasi partilerin vitrinleri, siyasi arenası veya mezesi değildir. CHP genel başkanının ziyareti önemli ancak mecliste grup toplantısında, meclis önünde işçilerin haklı taleplerini dillendirmeli.

Flormar’dan başka Cargill, Real Market, Makro Taze, Tüvtürk gibi birçok tekil tekil direnişler var. İşçi sınıfının birleşik hareketini yaratmaya yönelik DGD-SEN’in önermesi var mı?

Bu konuda mevcut sendikaların, derneklerin, kurumların özellikle kriz ortamında, asgari ücret meselesinde, kıdem tazminatı meselesinde, işçi sınıfına yöneltilen tüm saldırılarda yan yana gelmesi gerekir. Birleşik bir cephe oluşturulmalı ama bu sadece kağıt üzerinde kalmamalı. Hem fiiliyatta hem de sözde birlikte olup birlikte hareket edilmeli. Kağıt üzerinde bir araya gelmek bir şeyi ifade etmiyor, altını doldurabilecek, sonuç getirecek eylemler yapılmalı. Böyle bir birleşik cephe meselesinde gerçekten samimi olunursa, biz hangi kurum, parti, dernek, oluşum, sendika olduğuna bakmadan yer alırız. Biz yan yana gelmeye hazırız. Onun dışında başka önemli bir mesele var. Özellikle krizi kullanarak işten atmalar her geçen gün çoğalıyor. Bu duruma karşı ortak tepki göstermek gerekiyor. Üç büyük konfederasyonunun asgari ücret meselesine dair tutumu birbirinden beter. İşçi sınıfı mücadelesinde ne olursa olsun; bu sarı yelek olur, kırmızı yelek olur, mavi yelek olur fark etmez, biz bu yelekleri giymeye hazırız. Biz bunun mücadelesini vermeye hazırız.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

2019 yılına ekonomik krizle girdik. Elektrik, su, doğalgaz faturalarına gıda ürünlerine yüzde kırk ila elli zam geldi. Biz emekçilerin maaşları da eridi. Buradan deniz, depo, tersane işçilerine çağrı yapıyoruz. İşçiler sendikal mücadelelerine sahip çıkmalı, çalıştıkları işyerlerinde haklarına sahip çıkmalı, yan yana gelmeli ve toplu hareket etmeli. Bir işçi bile atılsa “banane” dememeli, şalteri indirmeli.  Önümüzdeki süreçte ekonomik krizle birlikte patronların daha fazla işçiyi işten atacağı bir dönemde daha çok ses çıkarmamız gerekecek. Sesimizi çıkarmazsak ezilmeye devam ederiz, sesimizi çıkarırsak haklarımızı fazlasıyla alırız.  Örgütlü olursak deniz işçileri, depo işçileri, tersane işçileri kazanır.